‘Kadın İntiharları Kadına Yönelik Şiddetin Sonucudur’

Çınar Belediyesi Jinwar Kadın Merkezi çalışanı Sosyolog Halide Türkoğlu, kadın intiharlarının “kadına yönelik şiddetin sonuçlarından biri” olduğunu söyledi.

Çınar Belediyesi Jinwar Kadın Merkezi, Çınar’da 2015 yılında 3 kadının intihar etmesi ve kadına yönelik artan şiddet ile kadın intiharlarına ilişkin açıklama yaptı. Jinwar Kadın Merkezi’nde açıklama yapan merkez çalışanı Sosyolog Halide Türkoğlu, Çermik’te eşi tarafından katledilen Meryem Yılmaz şahsında yaşanan kadın katliamlarını kınadı. “Kadınları katleden bu sistemden hesap soracağız” diyen Türkoğlu,  ”Ezidi kadınların ve kız çocuklarının intihar etmesinin gerçekliği insanlık ayıbı olarak hafızalarımızdan asla silinmeyecek, zorla alıkonulan 4000 Ezidi kadının özgürleşmesi için tüm halklara sorumluluk düşmektedir” diye konuştu.

‘Kadın Kırımı Erkek Şiddetinin Sonucudur’

Son dönemlerde artan kadın ‘intiharlarına’ değinen Türkoğlu, 2013 yılında 801 kadının intihar ettiğini hatırlattı. ‘Kadınların ‘şüpheli ölümleri’ olarak andığımız kadın intiharları kadına yönelik şiddetin ve ihmalin sonuçlarından biridir” diyen Türkoğlu, “Kadın intiharlarının kadın cinayetleri verileri içerisinde yer almaması kadına yönelik artan şiddetin boyutlarının aslında sistematik bir şekilde nasıl bir kadın kırımı olduğunu görmemizde engel değildir. Zira Türkiye’de ve bölgede yaşanan kadın intiharları kadın katliamlarından farklı bir kategori içerisinde ele alınmamalıdır. Kadın kırımının içinde yer alan bir olgu olarak kadın intiharları da erkek şiddetinin bir sonucudur” diye belirtti.

İHD’nin bölge raporuna göre 2014 yılında 83 intihar vakasının yaşandığını bunlardan 36 altısının kadın intiharı vakası olduğunu söyledi. Türkoğlu, bölgede 2015’de yaşanan 12 intihar vakasından 9’u ölümle sonuçlandığını anımsattı.

‘Ölümlerden Toplum ve Devlet Sorumludur’

Çınar’da 2 kadının intihar etmesine değinen Türkoğlu, söyle konuştu:  ”Yalnızca Çınar’da 1 hafta içerisinde 2 intihar olayı yaşanırken, Amed’de bir ay içinde 4 kadın intiharı ve girişimi gerçekleşti. Kadınların yaşam alanlarının evden sokağa erkeklere göre düzenlendiği bu sistemde yaşanan her intihar, kadının intihara sürüklenmesi olmakla birlikte, kadın ve çocukların ihmalinin hangi boyutlara vardığını göstermektedir. Kadın ve erkeğe verilmiş olan roller eşitsizliğin kaynağıyken, yaşamı elinden alınan ve ölüme sürüklenen hayatlardan toplum ve devlet sorumludur. İntihar bir tercih değil, var olan toplumun ve devletin bireyin yaşam hakkını adaletsizlik ve eşitsizlikle terbiye etmesinin sonucudur.  Çınar’da 17 yaşındaki Gurbet Karataş ev işlerine hapsalon ve mevsimlik işçiliğe giden bir gençti.  Savur’un Şenocak köyünde genç bir kadın 10 gün önce intihar etmişti.  Genç kadın Gurbet’in mevsimlik işçilikte arkadaşıydı. 1 hafta önce Çınar merkezde S.Y adlı başka bir genç kadın intihara girişti.”

Her intiharın ‘şüpheli bir ölüm’ olduğunu belirten Türkoğlu, Kadın intiharlarının kadın cinayetti gibi ele alınması gerektiğini önerdi.

‘Her İntihar Bir Yardım Çığlığıdır’

“İntihar önlenebilir bir meseledir. Bunun için başta aile, eğitim, yerel ve merkezi yönetimler gerekli sorumluluklarını yerine getirmelidir” çağrısında bulunan Türkoğlu, “Erkek egemen zihniyetin eşitsizlik ve ayrımcılık üretmesi sonucu bugün kadın cinayetleri ve intiharları bir kadın kırımı haline gelmiştir. Bu yüzden yaşanan her intiharlarda her kurum kendi eksikliğini görmek zorundadır. Her intihar bir yardım çığlığıdır aslında” dedi.

‘İntiharlar Daha Çok Kırsalda Yaşanmaktadır’

İntihar edenlerin çoğunun kendisine verilen yaşamı reddederek isyan ettiğini ifade eden Türkoğlu, “İntihar olayları kadınlarda daha çok kırsalda yaşanmaktadır. Bu konuda kadın meclislerimiz kadınların özsavunması noktasında önemli bir misyona sahiptir. Kadın örgütlülüğü kadınlara başka bir dünya mümkündür algısı yaratabileceği gibi intihara karşı özgür yaşama örgütlenmeyi gösterecektir” ifadelerini kullandı.

Kadınların itirazını fiziksel ve psikolojik şiddetle erkek egemen sistem tarafından bastırılmaya çalışıldığını kaydeden Türkoğlu, “Erkek egemen sistem, kadına yaşam alanı bırakmamaktadır. Evler kadınların zindanı olurken, cadde ve sokaklar kadın tabutlarının taşındığı yerler haline gelmiştir. Kadınlar zincirlerini kırmak istediğinde ölüm dışında başka bir seçeneği yokmuş algısı herkes tarafından yayılmaya çalışılmakta. Söylendiği gibi bunalım ya da sıkıntıdan intihar etmiyor kadınlar. Kadınlar erkek egemen toplumun ve devletin eşitsizce yaklaşımdan ölüme mahkûm ediliyorlar! Toplumun kendi çocuklarını yiyen bir canavar olmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Türkiye’de yaşayan bütün halkların erkek egemen sistemle yüzleşmesi aciliyet teşkil etmektedir” diye belirtti.