Çinar Tarihi

Çınar, Diyarbakır hakkında ansiklopedik bilgi

Diyarbakır ilinin bir ilçesidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Diyarbakır merkeze bağlı şirin bir köy olan Çınar 23 Haziran 1937 yılında, 3223 sayılı kanun ile bağımsız ilçe haline gelmiştir. Önceleri adı Melkîs olup merkezi daha sonra Hanakpınar (Xanaaxpar) Köyü yakınlarına taşınan ilçenin, 1937 den önce adı ‘Akpınar’ ve ‘Hanakpınar’ olarak bilinmekteydi. İlçe 1939 -1950 ara­sında Bulgaristan ve Kudüs’ten gelen göçmenlerin bölgeye yerleşmeleri ile büyümüş ve gelişmeye başlamıştır. 2000 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre, nüfusu 67.008 köy sayısı 92′yi bulan ilçe, Diyarbakır İlinin şirin ilçele­rinden biri olmuştur. İlçemizin geçmişini simgeleyen belli başlı tarihi eserler Pir İbrahim mağarası, Kale’i Zerzevan, Hıdır kalesi ile Güzel şeyh kasrı’dır. Çınar küçük bir köy iken, 1937 yılında 3223 sayılı Kanunla bağımsız bir İlçe haline gelmiştir. İlçe merkezi 6 mahalleden teşekkül etmiş olup, ilçemize bağlı  92 köy bulunmaktadır. Değişiklik doğrultusunda Mülki sınırların yeniden belirlenmesini müteakip, coğrafi ve envanter bilgilerinin yeniden tespitine ihtiyaç olacaktır.

Çınar’ın coğrafi yapısı

İlçemiz Diyarbakır havzasının güney kesiminde Diyarbakır Mardin arasında yer almaktadır. İlçenin kuzeybatısında Diyarbakır İl Merkezi, batısında Şanlıurfa/Siverek ve Viranşehir; Güney ve Güneybatısında Mardin/Mazıdağı ve Derik; Doğusunda ise Mardin/Savur ve Diyarbakır Bismil İlçeleri vardır. 1.952 Km²’lik yüzölçümüyle coğrafi alan itibariyle Diyarbakır’ın en büyük ilçesidir. Rakımı 660 metre olan İlçenin Diyarbakır Merkezine olan uzaklığı 32 km.dir. İlçede kışın kabarıp yazın kuruyan akarsulardan başka önemli a­karsu olarak Göksu Çayı ile Dilaver Çayı vardır. Durgun su kaynakları olarak ise Beş­pınar, Yukarı Ortaviran ve Künreş Göletleri ve Göksu Barajı vardır. İlçemizde yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve yağışlı olan karasal bir iklim hakim olup, yıllık ortalama yağış miktarı 400 metreküptür. İlçeye bağlı Ballıbaba Köyü yakınlarında zengin fosfat yataklarına rastlanmıştır. İlçe merkezi 6 mahalleden oluşup 92 Köy’den oluşan bir ilçe şeklindedir.

İlçede geniş araziler bulunmaktadır, bu sebeple ilçemizde tarım ve hayvancılık ilçe ekonomisinin en önemli bölümlerini oluşturmaktadır. İlçe topraklarının % 46′sı tarıma elverişli bölümden oluşmaktadır. Bölgede açılan Göksu Sulama Barajının hizmete girmesiyle sulu tarımda da büyük ilerleme kaydedilmiştir. Çınar ilçesinde başlıca tarım ürünleri Pamuk, Pirinç, Buğday, Arpa, Mercimek ve Nohut’tur. Yine ilçemiz sınırları içerisinde Karacadağ bölümü de yaşayan Halk özellikle Hayvancılıkla uğraşarak geçimlerini sağlamaktadır.

İlçe Merkezinin ortasında Özellikle Sınır Ticaretinin çok gelişmiş olduğu Irak ve Suriye’den gelen araçların Transit yol olarak kullandıkları yol olan ve Mardin’i Diyarbakır’a bağlayan yol geçmektedir. Çınar ilçesinin merkezinde ve bazı bölgelerinde yeşil Akdeniz maki tipi ağaçlık bölgeler bulunmaktadır. Çınar son yıllarda açılan barajlarla birlikte ileriki yıllar için Yeşil bir çehreye hazırlanmaktadır. Çınar İlçe sınırından geçen Dicle Nehri kıyılarında ve Reşan çayı etrafında bulunan kısımlarda birçok çeşit ağaca rastlamak mümkündür.

Ekonomik durum

İlçemiz ekonomisi Tarım ve Hayvancılığa dayanmaktadır. Toplam 1.952.000 dekarlık alanımızın 903.900 dekarlık (% 46) bölümü tarıma elverişlidir. Bu alanın 816.830 dekarlık alanında susuz, 87.070 Dekarlık alanda ise sulu tarım yapılmaktadır. Başlıca tarım ürünleri: Pamuk, Pirinç, Buğday, Arpa, Mercimek ve Nohut’tur. İlçemizin Karacadağ yöresinde hayvancılık yaygındır. Henüz modern ve kültür ırkı hayvancılık gelişmemiştir.

Ziraat Bankası Şubesi: 1954 yılında faaliyete geçmiştir. Banka son dönemlerde alınan özelleştirme kararı doğrultusunda şube vasfını yitirerek, büro konumuna getirilmiştir. Halen 6 personeli mevcut olup, Banka kuruma ait müstakil ve 2 lojmanlı binada hizmet vermektedir. Son altı aylık dönemde, her türlü bankacılık hizmetlerinin yanında ilçedeki pamuk ekicilerine Pamuk Destekleme primleri ödenmekte, çiftçilere değişik kredi olanağı sağlanmış ve tarımsal araç-gereç alımlarıyla ilgili talepler incelenerek kredi olanaklarından yararlandırılmışlardır.

Tarım Kredi Kooperatifi Şubesi Malatya Bölge Birliğine bağlı olarak 1985 yılında hizmete açılmış olup, 57 köyden 1.052 üyesi bulunmaktadır. Halen 3 sözleşmeli personelle hizmet verilmekte olup, birime ait araç bulunmamaktadır.

T.M.O. Ajans Müdürlüğü İlçemizde hizmet vermekte olan Birimde, halen 1 Müdür, 6 Sözleşmeli personel, 3 güvenlik görevlisi ve 2 sigortalı personel olmak üzere toplam 12 personelle hizmet vermektedir. Kurum 1 idare binası, 10 lojmana sahip olup, 60 tonluk baskül ve 10.000 ton kapasiteli iki adet yatay deposu ile malzeme ve su depoları bulunmaktadır.

Çınar’ın tarihi dokusu

Çınar ilçesinin tarihçesi, Diyarbakır İli tarihçesine paralel bir durum arz eder. İlçe birçok uygarlığa yerleşim merkezi olmuştur. İlçedeki bazı köy isimlerinden İlçemizin çok eski bir yerleşim biri­mi olduğu ortaya çıkmaktadır. İlçemize bağlı ‘Huri-Hurik’ (Sırımkesen Köyü) ile Beneklitaş Köyüne doğru geçit veren ‘Bestahuriyan’ (Huri­ler Deresi)’nin Milattan önce 1500 – 3000 yılları arasında bu yöreye egemen olan ‘Huri Devleti’ zamanından izler taşıdığı anlaşılmaktadır. Yöreye sonraları Mitaniler, M.Ö. 1250’lerde ise Asurların egemen ol­dukları anlaşılmaktadır. Yöre, daha sonra Med’ler, Persler, Makedonya, Selevkoslar ve Partların egemenliğine girmiştir. M.Ö.3. yüzyılda Roma egemenliğine girmiş ve Roma egemenliği, M.S.4.yüzyıla kadar sürmüştür. Hazreti Ömer döneminde 639 da İslam Egemenliğine, 1085′te Sultan ‘Berkyaruk’ zamanında Selçukluların egemenliğine girdi. Daha sonra İnaloğulları, Artukoğulları ve Eyyubilerin Egemenli­ğinde kalan yöre daha sonra Anadolu Selçukları, İlhanlı ve Timur ege­menliğine girdi. Yönetimi Timur’dan alan Akkoyunlular 1502 de Safavi Hükümdarı Şah İsmail’e yenilince, yörenin hâkimiyeti Safevilere geç­tiyse de halk bu hâkimiyeti tanımayıp Yavuz Sultan Selim’e bağlılık­larını belirtti. Çaldıran Seferinden sonra 1515 te Osmanlı İmparator­luğuna bağlanan bölgede 1.Dünya Savaşından sonra düşman işgali olma­mıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında     Diyarbakır merkeze bağlı şirin bir köy olan Çınar 23 Haziran 1937 yılında, 3223 sayılı kanun ile bağım­sız ilçe haline gelmiştir. Önceleri adı Melkis olup merkezi daha son­ra Hanakpınar Köyü yakınlarına taşınan ilçenin, 1937 den önce adı ‘Akpınar’ ve ‘Hanakpınar’ olarak bilinmekteydi. İlçe 1939 -1950 arasında Bulgaristan ve Kudüs’ten gelen göçmenlerin bölgeye yerleşmele­ri ile büyümüş ve gelişmeye başlamıştır. 2012 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre, nüfusu 67.008 köy sayısı 92′yi bulan ilçe, Diyarbakır İlinin şirin ilçele­rinden biri olmuştur. İlçemizin geçmişini simgeleyen belli başlı ta­rihi eserler Pir İbrahim mağarası, Kale’i Zerzevan, Hıdır kalesi ile Güzel şeyh kasrı’dır.

Çınarın Tarihini Aydınlatacak Mekanlar

1-İlçeye bağlı Hur-Hurik (Sırımkesen köyü) ile bu köyün batısına düşen ve Beneklitaş Köyüne doğru geçit veren Bestahuriyan (Huriler deresi) M.Ö. hüküm süren Huri Devletinin bir yerleşim merkezi olduğu sanılmaktadır.

2-Keza Asurlular zamanında Toşhan-Toşhana adıyla anılan bir şehir olduğu biliniyor. Bu şehrin İlçenin kuzey doğusunda yer alan Altınakar köyü civarında Tavşantepe adı verilen höyük olduğu sanılıyor.

3-İlçenin güney doğusunu ile doğusunu kaplayan Kikan ovasının da adını Asur Krallıklarından Kikia’nın adından aldığı tahmin ediliyor.

4-Karacadağın güney tarafı Mahal-Mitanan (yani Mitinaların yeri ve yurdu) adını taşır ki halk arasında Mahal Metinan diye söylenir. Buradan hareketle bu yörenin de Mitanni’lerin bir yerleşim merkezi olduğu söylenebilir.

5-ilçeye bağlı aşağı konak ile S.Şeyhmus arasında bulunan Harabe halin de bulunan ve KELE diye anılan bu yer bir tepenin başındadır. Mağaralardaki evleri ve çeşme olarak kullanılan su mağaralarıyla geçmişte yaşanmış halkın yaşam mücadelesi göz önündedir. Tarihe ve rivayete göre Akgül aşiretinin ilk kuşağının yaşanmış yer olarakta anılmaktadır. Ya da ilk kuşak lideri ali Gore (Gorê) olarakta anılmaktadır.

Çınarın tarihi eserleri

1-Süleyman Ağa Mağaraları: Aşağıkonak köyü yakınlarında Göksu çayı kenarında halk arasında Karaçay denilen bölgededir. Kayalık olan yüksek bir dağ oyularak odalar açılmıştır.2000 yıl öncesi izlerini taşımaktadır. Rivayete göre burada Süleyman Ağa adında birinin oturduğundan Süleyman ağa mağaraları denilmektedir.

2-Şikeftan Mağaraları: Aşağıkonak köyü yakınlarında Göksu çayı kenarındadır. Süleyman Ağa mağaraları tipinde olup, aynı döneme aittir.

3-Kale-İ Zerzevan Diyarbakır-Mardin Karayolu üzerinde olup, Demirölçek köyünün 1 Km. yakınındadır. Çevrenin en yüksek tepesi üzerinde kurulmuştur. Eskiden yer yer 70 metre yüksekliğinde surlarla çevrili olan Kaleden günümüze sadece kalenin ve konutların yıkılmış duvarları kalmıştır. Genel olarak Silifke’deki uzunca burç yerleşimini anmaktadır. Kalede yaşayanların içme suyu ihtiyaçlarını karşıladıkları Diyarbakır-Mardin Karayolu kenarında geçen dereye inen yeraltı tüneli kapanmıştır. İpek yolu üzerinde kurulan bu kalenin Karakol görevi gördüğü tahmin edilmektedir. Kalenin ve surların taş boyları 2 metre, dar kenarları ise yarımşar metrelik dikdörtgen bloklardır. Ama çevre de yaşayan vatandaşlar yapılarda kullanmak üzere bu taşları götürmektedirler.

4-Aktepe Minaresi Aktepe köyündedir. Osmanlı döneminde kaldığı tahmin edilmektedir. Külahı olamayan kesme taştan minarenin ait olduğu caminin birkaç kenar duvarı da yanında bulunmaktadır. Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğünce tescili yapılmıştır.

5-Mardin yolu üzerinde bulunan göksü barajının alt kısmında bulunan H.kale mağarası çınarın en büyük ve uzun mağarasıdır. Aynı zaman Akgül aşiretinin köyünün karşısında bulunan mağara onların bir köyünün karşısında olmasından dolayı onların köy ismi olan jüşnehamke mağarası olarakta anılmaktadır.

Höyükler

1-Pornag Höyüğü: Beşpınar Köyü Murat taşı (Pornag) mezrasındadır. Yüksekliği fazla olmayan ama geniş bir alan kaplayan höyük hakkında kesin bir bilgi yoktur, Höyüğün toprağından faydalanmak isteyen köylülerce yapılan kazılarda çanak ve çömlek parçalarına ve sikkelere rastlanmışlardır. Höyük Diyarbakır Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Müdürlüğünce Arkeolojik Sit alanı olarak tescili yapılmıştır.

2-Kazık tepe(Qazixtepe) Höyüğü: Kazık tepe Köyündedir. Uzaktan bakıldığında bir piramidi andıran bir görünüşe sahiptir. Höyük hakkında kesin bir bilgi yoktur. Höyük Diyarbakır Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Müdürlüğünce Arkeolojik Sit alanı olarak tescili yapılmıştır.

3-Şığre-Tepe(Şixretepe): Tekkaynak köyündedir.. Pornag Höyüğü biçimindedir. Tepe hakkında kesin bir bilgi yoktur.

4-Tavşantepe Höyüğü: Altınakar köyü yakınındadır. Pornag Höyüğüne benzemektedir. Höyük hakkında kesin bir bilgi yoktur. Höyük Diyarbakır Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Müdürlüğünce Arkeolojik Sit alanı olarak tescili yapılmıştır

5-İncirtepe(Tilarab) Höyüğü: Pornag ve Tavşantepe Höyüğüne benzemektedir. Höyük hakkında kesin bir bilgi yoktur. Höyük Diyarbakır Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Müdürlüğünce Arkeolojik Sit alanı olarak tescili yapılmıştır.

6-Aktepe Höyüğü: Aktepe Köyündedir. Pornag,Tavşantepe ve İncirtepe Höyüklerine benzemektedir. Höyük hakkında kesin bir bilgi yoktur. Höyük Diyarbakır Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Müdürlüğünce Arkeolojik Sit alanı olarak tescili yapılmıştır. Pornak, Tavşantepe, İncirtepe ve Aktepe Höyükleri aynı hizada olduklarından eskiden haberleşme aracı olarak ta kullanıldığı düşünülebilir.

Folklorik yapı ve gelenekler

SÜNNET GELENEĞİ: Sünnet, erkek çocukların erkekliğe ilk adımı olarak kabul edildiğinden, oldukça önem verilir. Sünnet öncesi aile yakın çevresinden bir Kirve seçilir. Sünnet kıyafeti dahil, düğününün bütün masrafları kirve tarafından karşılanır. Eş dost davet edilir, mevlit okunur yemekler yenir. Çocuk sünnet olurken kirve onu tutar ve sünnet yapılır. İlk önce kirve takısını takar, daha sonra misafirler ve akrabalar hediyelerini verirler. Kirve artık aileden biridir.

DÜĞÜNLER: Bölge genelinde olduğu gibi, Çınar’da da görücü usulü halen mevcuttur. Evlenmeyen erkeğin toplumdaki yok denecek kadar zayıftır. Aile kutsaldır ve berekettir. 18 – 19 yaşlarına gelen genç erkeğin ailesi, gencin rızasını alarak kız aramaya başlarlar. Öncelikle kız ailesinin kendi ailelerine denk olması, kızın bir evi idare edebilecek nitelikte çalışkan, düzenli görgülü, namuslu ve büyüklerine saygılı olmalı ve evlenecek gencin beğenebileceği güzellikte olmalıdır. Bu vasıflara sahip kız bulununca hatırı sayılır yaşlı bir bayan kız evine gönderilir ve bu niyetleri uygun bir şekilde iletilir. Kız tarafı da oğlan hakkında bilgi edinmek ve aile arasında değerlendirmek için üç gün süre istenir. Kız tarafı bu evliliği uygun bulduğu takdirde üç gün sonra aracı kadına evet cevabını iletir. Bunun üzerine oğlan babası, yakın akrabaları ve hatırı sayılır birkaç aile dostuyla birlikte, önceden kararlaştırılan belirli bir gün ve saatte kız evine gidilir, kız babası ve yakın akrabaları hazır bulunurlar. Hal hatır sorulduktan sonra oğlan babası veya usul bilen, hitabeti iyi biri tarafından konu açılır ve Allah’ın emri Peygamberin kavliyle kız istenir. Sıra başlık parasına (Kesi-Biçi) gelir. Anlaşma sağlandıktan sonra söz kesilir ve dua okunur, saadet temenni edilerek kalkılır. Karşılıklı kız alışverişi (Berdel) olursa başlık parası istenmez. Söz kesiminden sonraki bir hafta içinde kız tarafına şeker ve şerbet gönderilir, üç gün sonra oğlan şerbet içimine davet edilir. Bundan sonra başlık ve nişan gönderilir, kız tarafı da çeyiz hazırlamaya başlar. Çeyiz hazırlanınca düğün tarihi tespit edilir ve düğün gününden bir hafta evvel kız evine mum ve kına gönderilir. Bu arada çeyiz üç gün süreyle kız evinde sergilenir, üç gün sonra kaldırılarak listesi çıkarılır ve taraflarca imzalanarak, liste kız babasına verilir. Çeyiz merasimle damat evine gönderilir. Bundan sonra oğlan evinde düğün hazırlıkları, kız evinde de kına gecesi hazırlıkları yapılarak, davet edilecekler belirlenir. Gelinin damat evine gideceği günün arifesinde akşam kına gecesi yapılır. Kına gecesine iki tarafın yakın akrabaları ve dostları çağırılır, çalgıcı kadınlar temin edilir, türlü yemişler ve çörekler yenir. Türküler, maniler söylenir, eğlenceler düzenlenir, oyunlar oynanır ve geline kına yakılır. Kına yapıldıktan sonra gelin odasına çekilir, eğlence geç saatlere kadar devam eder, ertesi gün düğün başlar. Düğün günü öğlene doğru gelin evine sağdıç katı denilen gelinlik takımı gönderilir. Bu takım; gelinlik, rob, duvak, tel, iç çamaşırlar ve çoraptan oluşur. Gelin bir sini (büyük tepsi) içine oturtularak giydirilir, ikindi vakti damat evinden bir kadın topluluğu gelini almaya gelir. Giydirilme ve süslenme bitince perçemleme faslına geçilir. Geline gümüşle süslenmiş bağdatkarı ve kerebant tabir edilen simli bir çarşaf giydirilir, başına peçe yerine al bir yazma örtülür, başına şemsiye açılarak yavaş yavaş vedalaşarak damat evine yollanır. Damat yatsı zamanı geleceği için, gelin odasına götürülür, oda kapısında bir hanım başının üzerinde bir kılıç tutar, gelinin eline bir yumurta verilir, gelin kapının eşiğine çalarak yumurtayı kırar ve içeri girer. Bu arada başka bir evde de damat hazırlanmaktadır. Damadın misafirleri bir odada eğlenirken, damat da yanında sağdıcı ve birkaç arkadaşıyla ayrı bir odada tıraş olur, tıraştan sonra damat giydirilir. Hareket zamanı geldiğinde bir konula bekar, diğer koluna da evli bir arkadaşı girer, ilahiler, naatlar okunarak yola çıkılır, evin önüne gelindiğinde sırtına bir tokat vurularak içeri itilir. Evine giren damat büyüklerin ellerini öper. Damadın kız kardeşi, yoksa mahremlerinden bir hanım başının üzerinde Kuran’ı kerim tutarak koluna girer onu odasına götürür.

FOLKLORİK YAPI: Çınar, Diyarbakır’ın genelinde olduğu gibi çok zengin ve çeşitli folklora sahiptir. İlçe ve köylerinde geçmiş medeniyetlerin birikimlerinden oluşan köklü ve geniş bir kültür mevcuttur. Köylerde dokunan kilim ve sicimlerde, heybe çorap ve keçelerinde işlenen renk renk motifler, tarihin derinliklerinden gelme çeşitli sembollerin canlı ve sıcak birer örneklerini sunar. Yörede; Esmer, Delilo, Tik, Gorani, Lorke, Çaçan adı taşıyan halk oyunlarında, yöre insanının atadan kalma kahramanlıklarını birer renk ve ahenk cümbüşü halinde günümüze taşıdığı görülür.

ÇALGI ALETLERİ OLARAK; Bağlama, Santur, Kaval, Çağırtma, Zil, Maşa ve Tef kullanılırken, günümüzde Darbuka ve zili de bunlara eklenmiştir. Bu gün bu çalgılardan çoğu bilinmemektedir. Halk oyunları geçmişte olduğu gibi bu gün de davul zurna ile oynanır.   E            ERKEK GİYSİLERİ: Erkek giysileri, meslek gruplarına ve zenginlik durumuna göre değişirdi. Genellikle erkekler; Şar’i, Yedi Veziri, Mol Elmedin, Mantin, Aki denen kumaşlardan yapılmış önü yırtmaçlı entari giyer, bellerine yazın Ağabani, kışın Şal kuşak bağlarlardı. Bir kısım halk da Şalvar giyer, üstüne de işlik denen gömlek ve kırkdüğme yelek giyilirdi. Başlarına ise Dafles veya Fes giyer, etrafına ağabani sarık veya puşu sararlardı. Kışın bu elbiselerin üzerine kürk, hırka veya aba alınırdı. Ayaklarına Kalıç, Fotin, Puçuklu Kundura veya Yemeni giyilirdi.

KADIN GİYSİLERİ: Kadın giysileri çok gösterişli ve renklidir. Diba, Atlas ve Canfes mantin denen ağır ve ünlü kumaşlardan entari giyer, bele gümüş kemer bağlanırdı. Kışın kadife, ağır yünlü kumaşlardan, atlastan entari üzerine işlemeli hırkalar giyilirdi. Entariye fistan veya zübun denir, başlarını fitos veya kundakbaşı denen şekilde bağlar, etrafı oyalı çit (yazma) veya oyalı garz (bir nevi krep) kullanırlardı. Boyunlarına altın haplar, yahut 4-5 korlu (sıralı) kişniş gerdanlık takar, kollarını Diyarbakır’ın ünlü hasır bileziği süslerdi. Gezmelerde gümüş işlemeli veya sade mantin çarşaf örtünür, yüzlerine peçe çekerlerdi. Halk İnanışları :

  • Yol üzerinde kaplumbağa ve tavşan’a rastlanması uğursuzluk sayılır.
  • Geceleri tırnak kesilmez.
  • Evin süprüntüleri, gece dışarı atılmaz. Bunun evin hayır ve bereketinin azalmasına neden olacağına inanılır.
  • Cuma gecesi dikiş dikilmez, Cuma namazına kadar ev süpürülmez.
  • Çarşamba günleri yıkanmak doğru değildir. Ağrı ve sızıları davet eder.
  • İki Bayram arasında nikah kıyılmaz. Bu nikahın uğur getirmeyeceğine inanılır.
  • Konuşurken veya bir temennide bulunurken, aksırılır yada ezan okunursa o işin olacağına işaret sayılır.
  • Baykuşun ötüşünü görmek uğursuzluktur. O evin virane olacağına inanılır.
  • Ateşe su dökerek söndürmek caiz değildir.
  • Geceleri sakız çiğnenmez.
  • Yeni doğan bebeği cinlerin kötülüğünden korumak için, yattığı oda kırk gün boyunca aydınlatılır ve yastığına iğne takılır.
  • Kedi dövmek veya öldürmek uğursuzluktur.